İbrahim İbicek

MİLLİ ÜRETİM VE YERLİ MARKA

Makale yazari : İbrahim İbicek in: ● 01 Ocak 2013

“Bu makale Fortune Dergisi Ocak 2013 sayısında yayınlanmıştır.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözünü bilmeyenimiz yoktur sanırım. Bu söze farklı bir açıdan yaklaşalım ve biraz irdeleyelim.

Dünyadaki en büyük 3 teknoloji sıralaması şöyledir; Uzay ve Havacılık, Bilgisayar ve Nükleer. Peki nasıl oldu da biz bu 3 teknolojide gerilerde kaldık ve milli üretim, yerli marka konusunda ismimizi duyuramadık.

İzmir İktisat Kongresi veya diğer adı ile I. İktisat Kongresi 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihlerinde İzmir’de toplanır. Tarihe dikkatinizi çekmek isterim, daha Cumhuriyet ilan edilmedi. Kurtuluş Savaşı ile kazanılan zaferden sonra öncelik ekonomik bağımsızlık ve üretim hattı oluşturularak ülkeyi kalkındırmaktı. Kongrede alınan bazı önemli kararlar şunlardır;

– Hammaddesi yurt içinde yetişen veya yetiştirilebilen sanayi dalları kurulması gerekmektedir.

–  El işçiliğinden ve küçük imalattan süratle fabrikaya veya büyük işletmeye geçilmelidir.

–  Dış rekabete dayanabilmek için sanayinin toplu ve bütün olarak kurulması gerekir.

–  Yabancıların kurdukları tekellerden kaçınılmalıdır.

–  Sanayinin teşviki ve milli bankaların kurulması sağlanmalıdır.

–  Demiryolu inşaat programına bağlanmalıdır.

I.İktisat Kongresi milli üretimin olmazsa olmaz olduğunu vurguluyordu. Kongrenin ardında da bir bir adımlar atılmaya başladı. Türkiye Tayyare Cemiyeti 1925 yılında Atatürk’ün emri ile kuruldu ve daha sonraki yıllarda Türk Hava Kurumu adını aldı. Yine aynı tarihlerde Tayyare Motor ve Otomobil Anonim Şirketi (TOMTAŞ) kurulur. Amaç Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan her türlü uçağı üretebilmek ve bakımını yapabilmektir. Bu doğrultuda Kayseri’de fabrika kurulur. 6 Ekim 1928 de Kayseri de Türk-Alman işbirliği ile Junkers A-20 modeli uçak üretimine başladı. Junkers A-20 den 15 adet üretildi ve uçakların telsizleri de mevcuttu. 1932 den sonra Amerikan Curtis-Wright montajına başlandı. 1938 yılına kadar toplam 145 adet Alman Gotha, 112 adet İngiliz Miles-Magister tipi uçak imal edildi.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte Türkiye’ye sığınan Alman ve Polonyalı mühendisler ile birlikte THK Etimesgut’ta atölyeleri büyüterek 1942 yılında uçak fabrikası kurar.Bu fabrikada 1952 yılına kadar 16 tip uçak tasarımı gerçekleştirilir ve bu süreçte 126 adet Türk tasarımı uçak gerçekleştirilir. Bu projeler arasında belki de en önemlisi sayılabilecek olan “Uçan Kanat” olarak adlandırılan THK-13 projesidir. Aynı yıllarda Paris’te havacılık fuarında sergilenmiş ve ilgi görmüş olan uçak maalesef test uçuşlarındaki talihsiz bir kaza sebebi ile daha sonraları geliştirilemedi.

Sadece devlet değil o dönemlerde özel sektör de uçak üretimi ile ilgilendi.

1936 yılında Nuri Demirağ ile havacılık sektörüne girdi. İstanbul-Beşiktaş’ta tasarım ve prototip atölyesi, Sivas-Divriği de uçak fabrikası ve havacılık okulu tesisi kurdu.

1937 de Selahaddin Alan Beşiktaş-Hayrettin iskelesinde Etüt Atölyesi, 1945’ de Divriği de Gök Uçuş okulunu kurdu.

Nuri Demirağ bu girişimler için bir havaalanı yaptırdı. Yeri bugün ki Atatürk Havaalanı’dır. İlk paraşüt imalatı da yine bu tesislerde yapılmıştır. Kurulan bu okulda 1943 yılına kadar 290 pilot yetişir ve ayrıca THK’na 65 adet planör ve 15 adet eğitim uçağı teslim edilir. Daha sonraki yıllarda fabrika gelişmeye başlar ve yurt dışından talepler almaya başlar. Lakin dönemin hükümeti tarafından tüm talepler iptal ettirilir ve uçak üretimi de bir süre sonra durdurulur. Kurulan tüm bu fabrikalarda çok sayıda uçak üretildi ve o tarihlerde uçak ihraç edildi lakin artık tarihte kalan girişimciler olarak adlandırılmakta.

Amerikan Boeing şirketinin 2010 yılı cirosu 64.31 milyar dolardı. Bu cironun yaklaşık %49’u savunma ve silah satışlarından olduğunu da belirtelim. Airbus firmasının ise yaklaşık 50 milyar dolar. Airbus geçen yıl 510 adet ticari yolcu uçağı, Boeing ise 462 adet ticari yolcu uçağı teslim etti. 2011 yılındaki uçak siparişlerine bakacak olursak eğer Airbus Ocak ve Kasım arasında 1521 sipariş alırken, Boeing’in ise aldığı sipariş sadece 894’te kaldı.

Kısacası eğer geçmiş yıllardaki uçak fabrikalarımız kapanmasaydı bugün uçak üreten bir ülke olarak en önde yer alacak ve müthiş bir ekonomik güç elde edecektik. Ayrıca bunu zamanla uzay teknolojileri de izleyebilecekti.

Gündemde tartışılan diğer konu yerli otomobil ise yine hüzünlü hikayeler ile doludur. 1961 yılında üretilen ve maalesef benzin kavgasına kurban edilerek tarihteki yerini alan Devrim otomobil maceramız devam ettirilseydi, bugün belki de 1967 yılında kurulan ve Kore mucizesi olarak adlandırılan Hyundai ile kendimizi kıyaslayabilecektik. Hyundai’in 2011 yılındaki toplam gelirleri 71, 678 milyar dolar ve net geliri 2,330 milyar dolar. Şu anda ise dünyanın en büyük 5. otomotiv üreticisi.

1928 yılında kurulan ve daha sonra kapatılan Türk Telefon Telsiz Şirketi’ni de listeye alabiliriz sanırım. İlk telsiz telefon ürününü verdikten sonra geliştirilme aşamasında kapatılan fabrika devam etseydi belki bugün dünyanın en değerli telefon ve de elektronik markalarından birisi olan Samsung ile kıyaslama yapabilecektik. 1938 yılında kurulmuş olan bu şirket 2011 yılında 108,927 milyar dolar toplam gelir ve 7,653 milyar dolar net gelir elde etti.

Airbus, Hyundai ve de Samsung  Türkiye’nin olsa sanırım cari açık denen bir problemimiz kalmadığı gibi işsizlik oranı sıkıntımız da oldukça azalacaktı. Üretmişiz ama kapatmışız. Günümüzde artık ülkeler kendi markaları ve teknoloji konusundaki liderlikleri ile yarışıyorlar. Bu iki konu da ülkelerin ekonomik gücünü belirliyor.

Milli üretim ve yerli marka neden önemli konusu için bu örnekleri vermek istedim. Çünkü kıyaslama yapınca zihinlerde daha iyi anlaşılacaktır. Bunca zaman çok büyük fırsatları tepmişiz ve kendi elimiz ile reddetmişiz. Artık süratle vakit kaybetmeden ileri teknoloji alanında yerli üretimlere yönelmeli ve de milli markaları dünya piyasasına sürmeliyiz.

Yukarda da bahsettiğimiz 3 büyük teknoloji Uzay ve Havacılık, Bilgisayar ve Nükleer konusunda maalesef dışa bağımlıyız. Bunlara enerji de eklenince ekonomi ve istihdam noktasında cari açık ve işsizlik ve yakın zamanda oluşması beklenen ihracat pazarlarında yaşanacak rekabet gibi konular ülkenin de hem bölgesel güç hem de küresel güç olma hedeflerinde ekonomi ve teknoloji konusunda zor durumda bırakmaktadır.

Günümüzde başlatılan kendi uçağımızı, helikopterimizi, otomobilimizi, silahımızı üretme projeleri başarılı bir şekilde sürdürülmeli, geliştirilmeli ve belki de en önemlisi üniversiteler bu sürece dahil edilmelidir. Arge merkezleri çoğaltılmalı, üniversitelerde modern laboratuarlar kurulmalı ve akademik kadrolar ile beraber öğrenciler de bu konunun içerisinde olmalıdır. Ayrıca düşünce kuruluşları oluşturularak süreç desteklenmeli ve yönlendirilmelidir.

İbrahim İBİCEK

Çukurova Üniversitesi

Makine Mühendisliği 4. Öğrencisi

 

Kaynakça;

http://www.devrimotomobil.com/

http://tr.wikipedia.org/

http://nethaberci.com/sondakika-ekonomi-haberleri/dunyanin-en-buyuk-500-sirketi-tam-liste-7754.html

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=43156

http://atam.gov.tr/

http://www.airbus.com/

http://worldwide.hyundai.com/WW/Main/index.html

Fortune, 2010 Temmuz

Fortune, 2011 Temmuz

Fortune , 2012 Temmuz

Yorumsuz bu yazıda MİLLİ ÜRETİM VE YERLİ MARKA

Yorum Bölümü